F: Peter Beste

Norveç black metal sahnesi her daim garip olaylara şahit olmuştur. “Satan rides the media” isimli belgesel, Burzum kurucusu Varg Vikernes ve Norveç black metali üzerine yoğunlaşıyor. Varg, ülkedeki bir dizi kilise kundaklaması ve ardından ünlü Mayhem grubunun elemanı Øystein Aarseth a.k.a. Euronymous’un öldürülmesinden dolayı suçlu bulunmuştu.

Norveç black metali, özellikle seksenli yıllar sonu, doksanlı yıllar başında yükselişe geçmişti.
Heavy metal’in kendi içinde ultra/ekstrem/uç türlere ayrıldığı bu dönemde, Black metal takipçileri, bir nevi “gerçek” heavy metal peşinde, şiddet dozu artırılmış şarkılarla, poz değil, gerçek cesetlerle uğraşmış, ortalığı ciddi anlamda karıştırmıştı.

Her ne kadar, Türkiye de aralarında olmak üzere, radikal bazı gruplar tarafından kahramanlaştırılmış olsa da, Varg resmen neo-naziydi ve Euronymous’un yeteri kadar “şeytani” olmadığını düşünüyordu. Bu nedenle Varg, Euronymous’u bir apartmana kadar takip etmiş ve bıçaklamıştı. Sorgusunda, “Kafasından bıçakladım ve gözü boing! diye bir ses çıkarıp patladı ve hemen öldü.” demiştir. (Aynen “boing” ifadesini kullanmıştır.) Bu “fake” kahramalaştırmaya rağmen, aslında Norveç Black metal hareketi, sistemsel hatalarıyla boğuşan Norveç sosyal demokrasisine karşı görüşler paylaşan bir nevi yeni muhafazakarlığın en uç örneğiydi. Varg ya da Euronymous, Norveç’in Yahudi/Hıristiyan inançlarla “yozlaştırıldığını” savunuyordu.

Öte yandan, çok da uzak olmayan bir dönemde, ABD dış poltikasının arka plandaki teorisyenlerinden David Frum ve Richard Perle ise, Türkçe olarak da yayınlanan “Şeytana Son! Terörde Savaş Nasıl Kazanılır?” isimli kitapta da belirttikleri gibi, ABD’deki Yahudi/Hıristiyan anlayışın İslam tehditi altında olduğunu savunuyordu. Çözüm ise, tıpkı Black metalcilerde olduğu gibi, SAVAŞ’tı.

Yine uzak olmayan bir dönemde, başta Usame bin Ladin tarafından yazılan ve çeşitli Müslüman ülkelerde az çok benzer yansımaları olan “İslam’ın zaferi yakın isimli” bir kitaba göre ise, İslam tehdit altındaydı ve herkes ayaklanıp Batılıları öldürmeliydi.

Belgesele genel bir bakış attığımızda, aslında dünyada süregelen politik cinnet haline o kadar da uzak düşmediğini görebiliriz.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page