– Ben bir şey yapmadım diyorum sana!
– Kim yedi o zaman elmaları?
– Ne bilim, belki de karıncalar kaçırmıştır.
– Atları bağlamış mıydın ahıra?
– Hayır, ahırı süt basmış, kıyamadım atlara.
– O sigara izmaritleri neydi o zaman?
– Ben geldiğimde ölmüşlerdi. Ben sadece üzerlerine gazete örttüm.
– Kaç yıldır ayrısın yastığından?
– Çok değil; üç dört günah kadar önce beraberdik.
– Yıldızları da özlüyor musun hiç?
– Ben en çok dünyayı özlüyorum.
– Satürn’e neden geldin peki?
– Öyle icap etti.
– Üstü kapalı konuşmaya bayılıyorsun.
– Sen de üstü açık sorular sormaya.
– Peki ya şimdi ne yapmayı planlıyorsun?
– Ölümsüzlük iksirini içeceğim. Uzun vadeli bir planım yok.
– İntihara meyilli duruyordun oysa.
– Ölümsüzlük iksirini aşırı dozda içip intihar edeceğim zaten.
– Işık rahatsız ediyorsa kapatayım.
– Hayır, etmiyor. Göremiyorum hiçbir şey.
– Konuşmak istemiyor musun?
– Bağırarak konuşmama izin vermiyorsun.
– Burada kurallar böyle.
– Ben yalnız kalmamak istiyorum, dışarı çıkın lütfen.
– Züleyha’yı kuyuya sen mi attın?
– Hayır. Ben basit geyik avcısıyım.
– Sen de duydun mu o sesi?
– Evet, beni almak için geldiler.
– Unutmadan söyleyeyim, çay bardağında sigara söndürme bir daha.
– Ben sigara içmiyorum demiştim.
– Reflekslerin harika.
– En az senin ki kadar.
– Banyoda ölmek ister miydin?
– Beni balkona gömün.
– Hadi şimdi git. Biraz sevap işle ve gel.
– Ben kötü birisi değilim, neden görmek istiyorsun beni?
– Bunu daha sonra konuşuruz.
– Dur, çayımı bitireyim bari.
– Bir daha sakın arabesk dinleme.
– Sen de hepsini yeme, birazını da kardeşine bırak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page