Hiç kişisel gelişim kitabı satın aldınız mı? Ben aldım.

60 saniyede bütün problemleri halletmeyi vaat ediyordu kitap, ben o zamanlar kaç yaşındaydım net hatırlamıyorum ama 6 yaşından itibaren hayatımız boyunca çözemediğimiz her şeyi 60 saniyede halletme olasılığını düşününce market rafında müşterilerle nasıl flört ettiğini anlayabiliyorum. Beni de oldukça geliştirmiş demek.

Benim kalbimi kazanması hedeflenen kiloyu vaat etmesiyle olmuştu. Bir tatil seyahati sırasında bikiniye hazır mısın reklamları her yerde bangır bangır kafamı yiyip acaba bikiniye gerçekten hazır mıyım diye düşünürken, mola yerinde bikiniye ayırdığım düşünme hacminin binde birini bile sarf etmeden yani hiç düşünmeden almıştım kitabı.

O zamanlar bu kadar yaygın değildi bu furya, ya da benim gözüme çarpmamış olabilir.

Okumaya çok düşkün bir toplum olduğumuzdan zamanla herkesin kitaplığında bu kitap setlerinden dizi dizi görmeye başlar oldum. Üniversiteye giriş için türbeye gidip dua etmek yerine bilimi tercih edip kitap okuyarak sorunu çözmeye çalışan öğrenciler için bu kitaplar öss vakti güzel bir ihtimaldi sanırım. Acaba o güzel öğrenciler, o güzel puanları alıp istedikleri bölüme girebildiler mi?

Yalnızca Kişisel Gelişim Uzmanları Bize Gül Bahçesi Vaat edebilir.

Ne yaptıklarını iddia ediyorlar?

Uykumuzu düzenler, para kazandırır, kariyer sahibi eder, patronumuz için vazgeçilmez eleman yapar, zam alamasanız da iyi bir unvan sahibi eder,  evlendirir, çocuk sahibi eder, çocuğumuz çok zeki ama hiperaktif olur, sevgililerimiz bize delicesine aşık olur, kaynanamızla iyi geçindirir, kaliteli zaman geçirmeyi öğretir, az parayla çok yemek yemeyi, çok yiyerek zayıflamayı sağlar.

Kitap satış sitelerinde kişisel gelişim yazıp arattığımda gördüm ki bu kitapların el atmadığı konu yok neredeyse.

Durum bu kadar önemli olunca, konu hakkında uzmanlarımız da bir hayli çalışkan ve yaratıcı. Okuduğum bütün makalelerin çoğunda en özverili olan taraf kadın’a düşüyor. Üstelik bu hiç de anormal değil. En çok stresle biz baş etmeliyiz, böylesi evliliğimizin, çocuklarımızın ve işimizin menfaatine.

Örneğin:

Gerektiğinde erkekleşin.

“Bu satırları lütfen dikkatle okuyunuz. Çünkü iş dünyasında başarıyı yakalayabilmek için karşımızdaki en büyük duvar bazen kendimiz olabiliyoruz. Erkek veya kadın, hangi cins olursa olsun fedakarlık yapması gerektiğini, aynı ortamda çalışabilmek için kendinden ödün vermesi gerektiğini bilmeli. Bu demek değildir ki, öz kimliğinizden ödün vereceksiniz. Hayır, anlatmak istediğim; sadece durumu idare etme şeklidir.
Yani bir kadın olarak ben gerektiğinde erkekleşiyorum. Fakat bunu kadınlık öz kimliğimi kaybetmeden yapıyorum. Bir kadın olarak bir erkeğe anlaması gereken dil erkekçeyse bunu kendime uydurarak karşımdakine gerekenleri söylüyorum. Başarılı da oluyorum.

Şayet karşımdakinin istediği şeye cevabım hayırsa, o hayır için kadınlık duygusallığımı bir kenara bırakıyorum.İnanın bu insan ilişkilerinizde çok ama çok işinize yarayacaktır. Başarının temel formülünü oluşturan unsurlardan birisi de insan ilişkileri olduğuna göre o halde bunu yapmak zorundayız öyle değil mi?” LİNK

Kahramanımız erkeklere de gerektiğinde kadınlaşmalarını tavsiye ediyor. Empatinin böylesi.

Hayatın güzelliklerine kendinizi kapatmayın, MAKYAJ YAPIN.

“…Dışarıdaki insanlara da kendilerinin de iş kurallarını bilen, uygulayabilen, gözü kara, saldırmaya hazır kurtlar olduklarını göstermeye çalışırlar. Bütün bu durumlar onları yaptıkları işle uğraşmaktan da daha fazla yorar. Böyle durumlarda onlara en güzel ve etkili desteği erkek rakipleri vermektedir. Erkeklerden gelen bu olumlu desteğe karşın hemcinsleri onları beğenmez, en acımasız eleştirileri yapar ve imza attıkları başarılara bile şüphe ile bakarak onların enerjilerinin tükenmesine sebep olabilirler. Hemcinsleri “Ben yapamadım, o da yapamasın” mantığıyla hareket eder. En ufak bir tökezleme anında hemen ortaya çıkıp hemcinsini yerden yere vurmaya hazırdırlar. Böyle durumlarda en büyük tehlike kadınların kendilerine olan güvenlerini kaybetmeleridir.

Bazen de kadınlar kendilerini çevreye ispat etmek için uğraşırken hayatları ile ilgili birçok şeyi es geçebilirler ve kendilerini hayatın güzelliklerine kapatabilirler. Gezmek, eğlenmek, makyaj yapmak, giyinmek sonuç olarak kendine vakit ayırmak, onlar için süregiden savaşta vakit kaybı olarak algılanabilir. Kendilerine ayıracağı vaktin aslında işe ayrılması gerektiği düşüncesi onların vicdanını rahatsız eder.” LİNK

Mutlu Olamayan Genç Kadınlar

Ah bu modern çağ!

Her şey bu çağın başının altından çıkıyor. Balkanlardan yurdumuza gelen soğuk hava dalgası gibi beraberinde problem üstüne problem getiriyor. Nedenleri önemli değil, bunu kabul edin yeter.

Bu kadar modern olmasaydı aslında bütün bunlara ihtiyacımız kalmayacaktı. Kişisel gelişim yazımlarının ilk cümlesi de ‘’modern çağda’’ şeklinde başlamazdı. Stres de bir modern çağ getirisi. Ve onunla ancak NLP uzmanları başa çıkabilir. Ve isterseniz siz de cüzi olmayan ücretler karşılığında birer yaşam koçu olabilirsiniz, hayal gücünüz müsaitse kendinize daha güzel ünvanlar bulabilirsiniz.

Gerçi eğer bu seviyeye gelmişseniz hayal gücünüzün ve beyninizin böyle bir sorunla karşılaşma ihtimali yok, çünkü onları ne kadar üretken yapabileceğinizi en iyi bu eğitimler sayesinde anlayabilirsiniz! Ne diyor kişisel uzmanlarımız? Beyninizi kullanın(!)

Her şeyi olan genç kadınlar neden mutsuzdurlar..?

“Modern çağın beraberinde getirdiği sıkıntılardan biri de özellikle büyük şehirlerde yaşayan genç kadınların kendilerini mutsuz etme potansiyelleridir. Gün geçtikçe çevrenizde “bakımlı, aktif, çalışkan, başarılı, azimli, kararlı, iş gücü yerinde, kendi parasını kazanan, ailesinden ayrı yaşayan, bir çok imkana sahip” olan ancak mutlu olamayan genç kadınların sayısının artığını fark edebilirsiniz. Bu artışın çok sayıda farklı nedeni olabilir. Kişisel sebepler bir tarafa konulursa genel olarak eğitim seviyesinin artması ve eğitim alan popülasyonun genişlemesi, bununla birlikte çalışan genç kadınların sayısındaki artış, kendi parasını kazanan genç kadınların ailelerinden destek alma ihtiyacı duymamaya başlaması, ayrışma eğilimi ve özgür yaşama isteği gibi sebepler genç kadınların büyük bir denizde tek başlarına kulaç atmalarını sağlıyor. Bu yoğunluğun içerisinde bir şeyler hep eksik kalıyor. Genellikle de bu eksik mutlu bir yuva kurma hayalinde kendini buluyor. Bu genç kadınlar vefalı insanların ve kendilerini koruyup kollayacak bir erkeğin yokluğundan muzdarip oluyor. Çoğunun diline yansımasa da bu durum içten içe birçok genç kadını kıskacı altına alıyor.

Bu gidip gelmeler zaman içerisinde kişiyi yorup çaresiz de hissettirebilir. Bu kargaşa içerisinde yorgun düşen genç kadınların yaşadıkları duruma farklı bir pencereden, üçüncü bir gözle bakmaları, aslında yaşadıklarının seçenekler arasında tercih yapma zorluğundan başka bir şey olmadığını görmeleri ve mutlu olmak için altın kuralı hatırlamaları gerekir. Bu altın kural da “mutlu olmak isteyen kişinin beklentilerini azaltması gerektiğidir’.”  LİNK

İşte hayatınız boyunca sahip olmamız gereken her şey tek bir cümlede sıralanmış. Bütün bunlara sahipseniz mutsuz olmaya hakkınız var, ama bunlar yoksa mutsuz olabilirsiniz.

Ama beklentilerinizi azaltmalısınız.!

Makalelerin tamamına bakacak olursak, aralarında altına çizdiğimiz söylemleri herhangi bir polemiğe tartışmaya mahal vermemek için, diğer sözde iyi niyetli uzlaştırıcı cümlelerin arkalarına ustaca sakladıklarnı fark edebiliriz.

Sevgili erkekler, modern çağın mutsuz kadınlarını nasıl tavlayacaksınız?

Cevap Basit: Elbette kişisel gelişim kitaplarıyla.

“Sinan Akyüz  “kız tavlamak” isteyenlere, kişisel gelişim kitabı okumasını öneriyor!

Kadınların koştuğu şeylerin peşinden koşmak istiyorsanız, kişisel gelişim kitapları okuyun. ’Tavlama taktikleri’ni bir kenara bırakın, ’tavlanma taktikleri’ne bakın….

Sizce, ’ilişki taktiği’ tarzı kitaplar okumanın biz erkeklere faydası var mı? Şayet yoksa sizin hemcinslerinize öneriniz ne? (Erkan K.)
Kesinlikle hayır. Şayet ilişkilerinizde doğru yolu bulmak istiyorsanız, bu tarz popüler kitaplardan uzak durun. Unutmayın ki, kelin merhemi olsa başına sürer.

Acaba erkekler neden başarı kitaplarına sardı? Kendi çabasıyla başarılı olmak yerine, başarılı bir erkeğin peşinden koşan, ’hazır başarı’ya konma peşindeki kadınlar tarafından seçilmek olmasın sakın? Malumunuz, başarı erkeği çekici yapıyor.” LİNK

Yani kadın hazır başarıya konmak istiyor, kendileri başarısız olsa da olur. Erkekler başarılı olsun yeter! Başarı dediğin nedir ki? Kadınların ihtiyacı yok, eşleri sevgilileri başarılı olsun yeter. Kadınlar böyle de mutlu olabilir!

Sinan Akyüz ‘’Brain is the new sexy’’ cümlesini onca başarılı yapıtlar vermesine! karşın nasıl bu kadar yanlış anlamış olabilir inanılır gibi değil doğrusu. Sanırım arada kaçırıp okumadığı birkaç eksik kişisel gelişim kitabı var.

Ayrıca önceki makalalerle karşılaştıracak olursak işten güçten elimizi ayağımızı çekmeli, başarılı bir erkeği elde etmeliyiz. Yani bütün o taktikleri bir kenara atmalıyız.

Kişisel Gelişim Kitaplarıyla Ufak Kaçamaklar

“Yazar, gazeteci ve ilişki uzmanı  Emily Dubberley, seks yaparken kendinize olan saygınızı korumanın yollarını gösteriyor. Nasıl güvenli ilişkiler yaşayıp eğleneceğinizi anlatıyor.”

Seks yaparken / yaptıktan sonra kendimize saygımızı mı yitiriyoruz peki? Ya da saygıyla seks yapmak diye bir kategori mi var?

“Quiz ve sorularla Emily, okuyucunun aşksız seksin kendisine uygun olup olmadığına karar vermesine yardımcı oluyor. Sonra, dışarıda bir gece için nasıl hazırlanacağınıza geçip, ne giydiğinizden çok, nasıl giydiğinizin önemli olduğunu vurguluyor. Emily elinizde olanları nasıl en iyi şekilde kullanacağınızı anlatıyor. Ayrıca dışarı çıkarken yanınıza almanız gereken şeylerin listesini veriyor.”

Elimizdekileri nasıl değerlendireceğimizle ilgili taktiklerin sonu hiç gelmeyecek. Kitap yazan, şarkı söyleyen, kilo veren, oyuncu olan vs. herkes hepimize bir gün bu konuda taktik verecek.

Ayrıca yaşanan sıradan, olağan, sakinliğimizi koruyarak veya zamanla düzeltebileceğimiz herhangi bir problemde bile bize kendimizi eksik hissettirmemizi sağlayacak, nlp eğitimleriyle kendimizi geliştirmemizi tavsiye edebilecek bir kişisel uzmanı mutlaka bizi bekliyor olacaktır.

Tüm bu alıntılardan anlaşılan şu ki; zaaflarımızı, mutsuzluklarımızı, başarısızlıklarımızı sömürmenin yeni adı olan ‘’kişisel gelişim sektörü’’ en çok kendini geliştiriyor.  Zira çoğumuzun hâlâ en az beş kilo fazlası var.

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page