İktidarın desteğiyle gittikçe muhafazakârlaşan, hetero ve eril dile sahip bir basınımız var biliyorsunuz. Sunucuların dekoltesine karışan kanal yöneticileri, dizilerdeki içki kadehlerini sansürleyenler, eli eline değmeden yaşanan aşk masalları…

Ahlak deterministtir, çünkü…

[sws_pullquote_right] Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Avrupalıların yüzde 27’sinin evlilik dışı dünyaya geldiğini belirterek ‘Batılı kadın ‘Keşke Türk kadınlarının yerinde olsaydık’ diye düşünüyor’ dedi. AKP’li kadınlarla dayanışma çayında konuşan Gönül, ‘Türk hanımları evinin süsüdür, erkeğinin şerefidir’ dedi. [/sws_pullquote_right] Dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, dizi filmlerdeki erotik sahnelerin kendisini “irite” ettiğini ve bunların cinselliği erken yaşlara çeken sebeplerden biri olduğunu belirterek, “Ben çok rahatsızım” demişti. Umarız rahatsızlığını giderebilmiştir.

Yine AKP’li Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı gazetelere çok eşlilikle ilgili önemli demeçlerde bulunmuştu: “Güneydoğu’da ikinci eş yaygın. Bu bizim kültürümüzde vardır. Bu bölgelerden evlilik ve hısımlıkları artırarak, devletin de teşvikiyle sorunların aza ineceğine ve çözüleceğine inanıyorum” Kürt sorununu çözmek için ikinci eş olacak kadını Kürt kadınlarını ‘’almak’’ dertlere deva olacakmış. Bu formülü hangi matematikle geliştirmiş bilemiyoruz ama tarihe geçeceği kesin.

Özellikle sabah kuşağındaki bazı isimler var ki adeta ülkemizin namus timsali. İzdivaç programı sunan Esra Erol’u bilirsiniz, eğer bilmiyorsanız da çok şanslısınız. Programa katılan ve kendisine hayırlı bir kısmet arayan kadına başka bir kadın talip olunca arayan kadını alenen sapık ilan etmişti.

Şebnem Kısmaparmak’ın programında başka bir kadın nişanlısı tarafından aldatıldığını söyleyip dert yandığında Şebnem Hanım ‘’hayatım o bir erkek onun da belli ihtiyaçları’’ var diyerek teselli etmişti. Yani evlenmeden olmaz fikrini benimsemeden olmaz.

Müge Anlı denen zatı anmadan olmaz; eşini aldatanların, polis taşlayanları, vatan millet düşmanlarının, evden kaçanların, vergi kaçakçılarının, Türk halkının namusunun yegâne koruyucusu. Başlı başına bir macera konusu.

Fakat ne hikmetse bu sunucuların, bakanlarımızın ve sosyologlarımızın gözden kaçırdırdığı bazı isimler var. Herhangi biri bu zatların ellerine düştüğünde haklarında saatlerce sürebilecek programlar yapılıp, sadece yaptığı sözde ahlaksızlıkla kalmayıp, doğruluğu araştırılmadan üçüncü dördüncü kişilerle yapılan röportajlarla bütün hayatı gözler önüne serilip yapılabilecek en kötü eleştirilerle dünyası kararabilirken, bu isimlerle kendi bağlı oldukları gazetelerde, magazin programlarında gözümüze soka soka yaptıkları halde gıkları çıkmıyor.

[sws_pullquote_right] Müge Anlı denen zatı anmadan olmaz; eşini aldatanların, polis taşlayanları, vatan millet düşmanlarının, evden kaçanların, vergi kaçakçılarının, Türk halkının namusunun yegâne koruyucusu. [/sws_pullquote_right] Misal:

Ali Ağaoğlu; evli. Bir gün gazelerde eşiyle poz verip, diğer gün sevgilisiyle röportajları çıkıyor. Sevgilisi olacak kadınların da bir standardı var ‘’20-25 yaşındaki kızlarla çıkarım’’ diyor. Kendisi evli olmayı bir emniyet sübabı olarak görüyormuş, boşanırsa diğer kadınlar parçalarmış. Bu korkuyla nasıl baş ediyor, çok üzücü gerçekten.

Kendisi Türkiye’nin en zenginlerinden biri olduğundan gazetelerde televizyonlarda her daim muhteşem yapıtlarının reklamları yer alıyor. Yaptığı inşaatlarla hayatımızı zindan etmeye devam ediyor.

Erman Toroğlu bir konuşmasında ‘’Evliyim ama tek eşli değilim. Eşim de bunu biliyor ama zaten aramız limoni…’’ demiş. Düzeltmenin bir yolunu bulacaktır elbet.

Yılmaz Vural: İki eşim var. Biri Almanya’da diğeri İstanbul’da. Çok iyi kadınlar. Onlara kıyamadım, ikisinden de vazgeçemedim. İki karımı da çok seviyorum. Birbirlerini hiç kıskanmazlar. İyi geçinirler. Birlikte gayet güzel yaşıyoruz.” Sağ olsun çok yufka yürekliymiş Yılmaz Bey.

İbrahim Tatlıses: Hayatına giren kadınlar topuklarından vuruluyor ne hikmetse. Bir zamanlar beraber olduğu Asena da bunlardan biriydi, daha sonra İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak kurtulmak istedi.

Bu örnekler en gözümüzün önünde olanlar, danışıklı dövüşle medyadan uzak olanları saymıyoruz.

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Avrupalıların yüzde 27’sinin evlilik dışı dünyaya geldiğini belirterek ‘Batılı kadın ‘Keşke Türk kadınlarının yerinde olsaydık’ diye düşünüyor’ dedi. AKP’li kadınlarla dayanışma çayında konuşan Gönül, ‘Türk hanımları evinin süsüdür, erkeğinin şerefidir’ dedi.

Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürü Hasan Albayrak devlet yurtlarına giriş saatleriyle ilgili esneklik talebine, “O yaşta kız çocuğunun başı boş sokakta dolaşmasını doğru bulmuyorum. Çarşı pazar da açık değil, bara da gitmesin. Hem kız çocuğunun barda ne işi var” sözleriyle karşı çıktı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaşam tarzına müdahale konusundaki endişelerin yapay olduğuna işaret ederek içki yasağı konusundaki soruya ise, “Hayat içkiden ibaret değil. Hayat seksten ibaret değil. Bir kısım çağdaş düşünceye sahip olduğunu söyleyenler sadece içki ve seksle olaylara bakıyorlar. Evet onlar da bir insan için çok büyük ihtiyaçlar. Çağdaşlığı içki kadehlerinde aramak ve orada bulmak isteyenlere ithaf olunur” dedi.

Ordu’nun Ünye ilçesinde, AKP Ünye İlçe Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki sayfasına, başı açık kadınlar için “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır.”

Cemil Çiçek; “Bu, hayvani içgüdülerle insanların birbirine yaklaşmasıdır. Konfeksiyoncu dükkanı mı bu! Sık sık elbise gibi değiştirsin. Bunu kabul etmek mümkün değil. Flörtün fahişelikten ne farkı var? Sonuçta bunda hep kadın zararlı çıkıyor.”

Standart öğretiler bize ahlak kurallarını toplumun belirlediğini söylüyor, ve bunun adına da ‘’toplumsal ahlak’’ deniyor. Toplumsal ahlak kurallarının gerekliliği konusunda resmi bütün eğitim kurumlarımız hem fikir. ‘’Güzel Ahlak’’ dini olarak kabul edilen İslam’ın bir parçası sayılan ‘’hadis’’ler de ahlak kurallarının öncülerinden en kutsalı sayılabilir.

Oysa görünen o ki aslında ahlakımızı politikacılar ve medya el ele verip çıkarları doğrultusunda yönlendirebiliyor. Bu yüzden ahlak deterministtir.

Bu yüzden bazıları imparator, ağa, bakan, devlet adamı sıfatıyla anılır, bazılarıysa fahişe.

Bütün bu örneklere rağmen bozulan ahlaki ve manevi çöküşümüzü komünizm ve aşırı özgürlükçü ideolojiye bağlayan, bizi bu yolla düzeltmeye çalışan basın ve politikacılarımıza sevgilerle.

 

 

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page