Baha Tevfik, herkesin kendine göre bir yerinden tuttuğu büyüğümdü. Saygım sonsuzdur. 30 yaşında vefat etmeseydi, kuşkusuz modern zamanlarda çok coplanacak, ithal biber gazına uygun hareketlere yeltenecek ve fikirler öne sürecekti.

Kendisini Osmanlı Sosyalist Fırkası’nın altındaki çayhanede ziyaret ettiğimde, yıllar sonra 13den fazla partiye “genişleyeceğini” bilemediği kitlelerin Taksim’de 2009 yılında karanfil koyabilmek için 6 saat kolluk kuvvetleriyle çatışacağını o dönemden çıtlatmıştı.

Felsefe-i Ferd isimli kitabını her Futuristika okuyucusuna tavsiye etmek gibi bir münasebetsizlik yapmak isterim.

Neyse, diyeceğim odur ki:

“Haksızlığa, minnete tahammülü olmayan Baha Tevfik, II. Meşrutiyet’in hareketli ve hararetli ortamın­da herhangi bir partiye girmemiş olmakla beraber, iktidarda bulunan İttihat ve Terakki’nin İzmir’de yap­mış olduğu haksızlıklara karşı çıkma­yı da ihmal etmemiştir. Hatta çıkar­dığı veya yazı verdiği gazetelerin birbiri ardına kapatılmasının sebepleri arasında iktidarın haksızlıklarına pervasızca karşı gelmiş olması da vardır, denilebilir.

Münir Süleyman Çapanoğlu’nun, Baha Tevfik’in çıkar­mayı düşündüğü mizah gazete­sinin çıkışını anlattığı şu olay; onun mizacı, hırsı ve kurnazlığı hakkında fikir veren çok çarpıcı bir örnektir: Baha Tevfik çıkarmayı düşündüğü mizah gazetesi için günlerce lügat sayfalarını karıştırır, orijinal bir isim arar, arkadaşlarıyla istişare eder. Bir gün şâir ve heccav (hicivci) Deli Rıfkı, Baha Tevfik’e gelir ve aradığı ismi bulduğunu söyler. Bu isim “Eşek”tir. Baha Tevfik ismi beğenir, ancak bir taraftan da başvuru sırasın­da Matbuat Müdürlüğü’nün, “âdâb-ı umûmiyeye mugayir” diyerek bu ismi reddedeceğini de düşünmüyor değil­dir.

Baha Tevfik “Eşek” ismini çok be­ğenmiş ve ne pahasına olursa olsun gazeteyi çıkarmaya karar vermiştir. Gazete imtiyazını alamasa bile izinsiz olarak en azından bir nüsha çıkara­caktır. Bunun için hazırlanmaya baş­lar. Yazılarını yazar, manzumeleri yazdırır, resimlerin klişelerini yaptırır. Her şey hazırlanıp yazıları mürettip­haneye verdikten sonra aklına kur­nazca bir fikir gelir. Bu fikir güzel ve orijinal bir hileden ibarettir: Hemen Matbuat Müdürlüğü’ne hitaben bir dilekçe yazan Baha Tevfik, gözyaşı anlamına gelen “Eşk” isimli bir gaze­te imtiyazı ister. Müdürün odasından çıkan dilekçedeki “Eşk” kelimesinin üstüne bir şedde konarak “Eşk”, “Eşşek” yapılır. İsmin izni böylece (hileyle) alındıktan hemen sonra, esasen her şey hazır olduğundan, bir­kaç saat içinde gazete basılmış ve ilk nüsha 10.000 satılmış, bu nüsha bi­tince de hemen ikinci nüsha ba­sılmış ve bu nüsha da 42.000 satmış, fakat Eşşek’in ömrü de hükûmetin gazeteyi toplatma­sı ve kapatması yüzünden kısa sürmüştür.” (Denks tu Tarih ve Toplum arşivim…)

Demek ki, sistem size âdâb-ı umûmiyeye mugayir yaftasıyla engellemeler yapabilir, sisteme yaranmak için profesyonel türkçe online gazete okuyucusu haline gelebilirsiniz ve birileri şu çağda toplantı ve gösteri hakkınızı ya da genel olarak hakkınızı kulanmanızı engelleyenler için A.C.A.B demiş olabilirler, oysa Tevfik amca, çok daha önceleri, o çayhanede, sistemin sistemcileri için bunların alayı şeddeli eşektir demişti zaten.

1 Mayıs’ınız kutlu olsun, her nerede kutlanmış, ıslanmış, biberlenmiş ve coplanmışsan.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page