null

Ağaçlar
ve öyküleri,
biraz hüzünlü biraz üzüntülü…

Tenere ağacı

Nijer’in Tenere bölgesi her zaman çorak ama bir zamanlar yer yer ormanlarla kaplıydı. Zamanla çölleşen bölgede ağaçaların gölgesi tek tek yiterken geriye sadece tek bir ağaç kaldı; bir akasya ağacı.

Her yönden en az 400 kilometrelik bir mesafede başka bir ağaca rastlanmayan bölgede, uzun yıllar yeryüzünün en yalnız ağacı olarak yaşayan bu akasya ağacı, yerliler arasında kutsal kabul edilir, çölü geçmeden önce mutlaka ziyaret edilirdi.

1930’larda Batı’nın ilgisini çektiğinde kökleri yerin 36 metre altına kadar inen akasyanın, hastalıklı görünümüyle çelişen yeşil yaprakları ve sarı çiçekleri vardır hala. 1959’da koskoca çölde kendisini bulan densiz bir şoförün aracını çarpmasıyla yaralanır ama yaşamaya devam eder. Derken 1973’de Libyalı bir kamyon şoförü sarhoş sarhoş çarpar akasyaya ve onu öldürür.

Başkent Niamey’deki Ulusal Müze’ye taşınan akasyanın yerine, önce metalden bir ağaç, sonra da küçük bir jeneratörle geceleri aydınlatan yine metalden bir heykel yerleştirilir, anısını onurlandırmaya.

Swastika ormanı

Swastika ormanının ilk görüntüsüBerlin Duvar’ının yıkılmasından sonra -artık barışık ve birleşik- Alman devleti kamuya ait -yeni- orman arazilerini kapsayan bir araştırma başlatır. Ormanlar havadan fotoğraflanır, fotoğraflar orman ürünleri fakültesi öğrencilerine incelemek üzere verilir.

Öğrenciler, ülkenin kuzeybatısına düşen Brandenburg eyaletinde yemyeşil ormanların içinde yaprakları sarıya dönüşmüş bir bölüm ağacı hemen fark ederler. Çamla kaplı ormanda sadece o bölümde farklı bir türden ağaçların (baharlarda rengi sarıya dönüşen karaçam/ melez çamı) olması ilginçtir. Üstelik rengi farklı olan bu ağaçlar -sadece yukarıdan bakıldığında fark edilecek şekilde- Nazilerin ne yazık ki sembolü haline gelmiş “swastika” çizmektedirler. Yetkililer uyarılır.

Ağaçların bu şekilde dikilmesine sebep hala bilinmemekte. Ya 1937’de BBC yayınlarını takip ettiği için toplama kampına yollanmış bir Musevi işadamının başına gelenlerden korkan halkın yaptığı sanılıyor ya da Nazi destekçisi bir çiftçinin.

Swastika ağaçların 90’larda ortaya çıkmasıyla gelecek tepkilerden korkan eyalet yöneticileri, hortlayan Nazi destekçilerinin mabedi olmasını da önlemek için ağaçların bir kısmını kestirir. Birkaç yıl sonra tekrarlanan bir diğer kesim işlemiyle swastika şekli artık tamamen belirsizleşmiştir.

Kendine tapulu ağaç ve oğlu

Şu hayatta bir dikili ağacı olan tek ağaç!
Kendisine ve çevresindeki 2.4 metre yarıçapındaki toprağa sahip olan bu meşe ağacı, Amerika’nın Georgia eyaleti Athens şehrinde, Finley ve Dearing sokakları köşesinde, 17. yüzyılda doğar.

Erkeklerinin ya asker ya da siyasetçi çıktığı Jackson ailesinin topraklarına dahil olan meşe ağacına, 1820 ile 1830 arası bir tarihte Albay William Jackson ağaca tapusunu veridiğini ilan eder. Albayın bu kararı, çocukluk günlerinin en güzellerini çevresinde geçirdiği bu ağacı korumak amacıyla verdiği sanılıyor.

Kanunen zaten kabul görmeyecek bir durum olduğu için olay hakkında çok da ciddi bir araştırma yapılmamış. Tapu belki hiç hazırlanmadı, belki de kayboldu, belki de unutuldu bir yerlerde ama hikaye dilden dile dolandı ve günümüze kadar geldi, ilgi çekti.

Ne yazık ki meşe için aynı şey söylenemiyor zira 1900’lü yılların başında bir gece kar, soğuk ve fırtına bünyesini zayıflatmış, hastalanmıştır. Mekanı 1942’de cennet olur. Yerine dikilen tohumu, nam-ı diğer oğlu, ise hala yaşamaktadır.