değişen

kentlerde

lucid

rüyalar

 Anlatma(ma)k istenen: Değişimin döngüselliğini devam ettirdiği bir ortamda yaşayan bir organizma çeşidi olan insan için ortam koşullarına adapte olmaya çalışmak uzunca bir zamandır  barındırdığı arketipsel bilinçte en iyi yerlerden birini kapmış durumda. Artan nüfusla beraber ikamet durumunun çok katlı (tabakalı) yapılara geçişi ile beraber değişen yapısal algılama ile insanlarda yapı bozumcu bir algının da oluştuğu söylenebilir. (toplumsal tabakalar daha da karmaşık hale getiriliyor, farklı farklı otoriteler türetmekte…) Birey(ler) beden ve akıl bütünlüklerini farklı bir ortamda, kimilerine göre soyut diye nitelendirilen kimilerine göreyse delilik mi delilik sınırları mı diye çağrılan, oluşturmaya doğru çekiliyorlar. Zaten hali hazırda rüyalarında birçok şeye yabancı aynı zamanda aşina olan birey(ler) gündelik (güncel) hayattan ara ara uzaklaşarak kendi(leri)ne doğru bir yolculuğa çıkmakta gibi. Tabii deliliğe övgü söz konusu değil, yabancılaştırma politikaları çeşitliliğe saygısızlık sloganı ile devam etmekte mi?

[burada gözlerimi açtım…]

Her yokuşa yerleştirilen bir ev Bir ev var bu dengelenmiş sistemde Eve kapatılmış insanlar, hayvanlar, bitkiler, cansızlar Kilit altındaki ev(ler) Yokuşta kilit altındaki ev(ler) Yukarıdan bakıldığında çatısı yok Sadece duvarlar var Duvarlarda gezen organizmalar Yavaş yavaş ev sakinlerinin duvarlara dönüştüğü bir yer(ler) [burada gözlerimi açtım…]

Ayça Ceylan,

‘989’da Çanakkale’de doğdu. İstanbul’da yaşıyor.

aycaceylan.wordpress.com

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page