Aubrey Beardsley 1Aubrey Beardsley (1872-1898)

Beardsley’in erotik illüstrasyonlarının dışında fazla imge yüklü eserleri din-hayat-şeytan üçlemesini gözler önüne serer.

Bir insanın doğumundan ölümüne dek kendi iç hesaplaşmalarını anlatır bu eser. Karalar içinde bir kadının elinde bebek var. Kadın bize doğru bakıyor. İnsana kendi kurallarını hatırlatır bir şekilde hem de. Bebek sanki gaza ve haza gelmiştir.

Kadının arkasındakiler önemli imgelerdir. Yılan, Şeytan, gözlüklü biri. Yılan bilindiği üzere şeytanı temsil eder. Ölümsüzlüğü ve sinsiliği daima kendi adının içinde saklar. Sağ taraftaki Şeytan her zamanki gibi kadın gibidir. Çift cinsiyetli olduğunu söylemek yeterlidir. Sol memesinin altında toynak bulunur. Toynak ile büyük bir ihtimalle Pan’a bir gönderme vardır. Pan’nın olduğu her yerde panikte vardır. İçten içe de olsa eserde bir panik havası var.

Yılanın üstündeki desenler resmin en önemli ayrıntılarından biridir. Yılanı simgeleyen ölümsüzlük ve sinsilik demiştik ve bu desenler bunu kanıtlıyor. Küçük küçük noktalardan daireler resmin sol tarafında da var. Tek gözü kapalı olan bir adamın şapkası. Bu sinsiliktir.Sinsi bir şekilde solundaki kadının götüne bakar. Erkeklerin içindeki cinsel güç sinsiliğinden gelir bir nevi. Sinsiliğin göstergesi şeytanın memesinin altında da vardır.


Yılanın öteki deseni olan siyah büyük noktacıklar ise yine resmin sol tarafında bebeğin altında yer alır ama bu sefer beyaz bir şekilde. Burada insanın asla ölümsüz olamayacağı vurgulanıyor. Yılanda siyah, insanda beyaz. Bebek bunun farkında değil çünkü bu noktalar onun altında. Ölümüne kadarda bunu fark edemeyecek. Buda yılanın ölümsüzlüğünü gösterir.Noktaların birazı da sol ortada bir kadının şapkasında yer alır. Yani bu ölümsüzlik düşüncesi bir kadından çıkmıştır. Bebekleri zehirleyen kadınlar… Yılan deseninden siyah noktalara uyan tek yer ortadaki kadının kolundaki taç gibi bir şeydir. Yılandan geldiğini ve bebeği zehirlemenin kendinden geldiğini bize bakarak, vurgulayarak söylüyor.Panik havasında herkes birbirine bakar. Şeytan gözlüklüye bakarken onu aşağılıyormuş gibi bakar. Gözlük bilgeliğin imgesi durumunda olduğundan şeytan cehaleti tutar. Gözlükleri sevmez ama oları kontrol etmesibi bilir. Çünkü kadının hemen altında şeytanın toynağı vardır. Dikkat etmezse efsaneler gözlüklüyü öldürebilir.

Sol yukarıda bir kuş var. Bu kuş Beardsley’in eserlerinde sürekli görünür. Bu onu temsil eder. Onun grotesk tavrını ve hayatının bakışını yansıtır. Onunda altında başka bir kuş vardır ama kafası değişiktir. Başka bir yere bakar. Bu kuş insanında anlaşılmaya ve kimseye söylenemeyen tarafıdır. Kanatlarının altında şapkalı bir kadın  umarsızca takılır. Hayallerin kırıldığı zamanlarda çıkan o şapkalı ve sinsi kadın! Bu kadınında altında yüzünün çoğunluğu gizlenmiş başak biri daha vardır. Bu kuşkusuz ki biliçaltıdır. İnsanın kendisine dahi hissettiremediği bilinçaltı.

Karalar içindeki kadının yanında ise maskeli bir adam ve kel bir kadın belirir. Bu büyük bir ihtimalle Berdsley’in kendi cinsel karmaşasıdır. Çünkü Wilde tarafından homoseksüel gruplara dahil edilmişti. Kendi içindeki belirsizliği bulamayan kişi, iç karmaşası altında şeytana kurban gider. En azından Beardsley’in bunu kendi içinde bulduğu açık ve nettir. Bizim kafamızda soru işareti olacaksa bu onu mutlu eder.


Aubrey Beardsley 2Doğanın içindeki insan kendi inancını nasıl yaratır? Resimde bir melek vardır ama bu melek aslında melek değildir. Kendini melek gibi gösterir istemeden ya da isteyerek. Kanatlarını kendi yapmıştır sanki. Erkek olduğu açıktır ama vücudu pürüzsüz ve ışıl ışıldır. Burada iki cinsiyetinde aslında temelde aynı olduğunu söylüyor. Kadın-erkek aslında aynı cinsiyetten geliyor doğada. Şeytan her zamanki gibi çift cinsiyetlidir. Beardsley imgesinde de olabilir bu durum. şeytan-erkek-kadın üçlü olarak birleşen ve aynı olan olgulardır belki ona göre.

Mumlar şeytanın eli gibidir. Onun ellerinde aydınlanan bir dünya. Burada doğada yangın çıkma ihtimali göze çarpmıyor. Bu resminde önemli ayrıntılarındandır. Ateş. İnsanı insan yapan ve başlatan element. Ateşle medeniyetler kuruldu. Et pişti ve vücut gelişti. Bunun için insan kendi eliyle şeytanı yarattı. Sonradan havaya geçip kanat takmak istedi ama kendini öyle bir hale soktu ki;asla yenemeyeceğini anladı.

Sağ altta yine bir kuşumsu bir şey var. Önceki resimdekinden biraz büyümüş bir halde ama. İnsanın olgunlaşması da diyebiliriz buna. Olgunlaştıkça içimizdeki azalan yüzler..

Sağ boş taraf kesinlikle Tanrıdır. İnsan ilk korktuğu şeyi yarattı yani şeytanı. Sonra  Tanrı bilinemezcilik konumuna geldi. Önce korkulan sonra o korkuyu alt etmek isteyen bilinemezcilik. Nietszche’nin Tanrı insan paradigması gibi. Tanrı önce borçlandırır sonra borcunu öder ve senin ödemene izin vermez. Bunun için hep borçludur insanoğlu ona!


 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page