Atmosfer yaratma ustası Clifford D. Simak

[A]merikalı bilimkurgu yazarı Clifford D. Simak 1904 yılında Wisconsin’in kırsalında dünyaya geldi. Bugün bilimkurgu okurlarının çoğu Simak’ı tanımayabilir. Oysa Isaac Asimov’dan Robert Heinlein’e önemli yazarlar Simak’ı ustaları olarak görmüştür. Türkiye’de en çok okunanlardan Philip K. Dick’i etkilediği bilinen Heinlein, Simak için “Onun hikâyelerini sevmeyenlerin bilimkurgu okumayı sevdiği söylenemez” der.

simak

Simak’ın hikâyelerinde teknik terimlerle dolu bir dil, teknoloji hayranlığı veya uzay gemilerine rastlamazsınız. Yazarın bilime de öykülerinde çokça yer verdiği söylenemez. ‘City’ adlı en çok okunan kitabının önsözünde de açıklandığı gibi Simak, çağdaşı Ray Bradbury gibi atmosfer yaratmada ve ima etmede ustadır.

1952’de yayımlanan City’de, Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucularının Vahşi Batı’ya yerleşme hikayelerine benzeyen bir ailenin yüzyıllar boyu geçirdiği değişimler ve hayat tarzları anlatılır. Webster ailesi şehirlerin boşaltıldığı, her ailenin kırsal bir yerde doğayla beraber ve onu tanıyarak yaşadığı, hükümetin insanların hayatlarından neredeyse tamamen dışlandığı, komşuların baca dumanlarının ancak görülebildiği geniş arazilerde yaşar. Bu çağda Mars keşfedilmiş ve insanlar Marslılarla iletişim kurmuş, robotlar insanlara hizmet eder hale gelmiş ve köpekler evrimleşerek konuşma yeteneği kazanmıştır. Her hikâye aileden bir erkeğin yaşamından bir kesiti verirken toplumsal ve teknolojik değişimler de kuşaktan kuşağa farklılıklar gösterir. Tamamen kendi başına buyruk yaşamaya alışmış insanlarda, açık alana çıkma korkusu olarak tanımlanan ‘agorafobi’ başlamıştır. Evinin etrafındaki kendine ait topraklardan uzaklaşmak insanlar için imkânsızlaşmış, fiziksel olarak hasta eden bir duruma dönüşmüştür.

Empati imkansızlığını imkanlı kılmak

Kitapta yazarın anlatmak istediği en önemli felsefi kavramlardan birisi bugünkü karşılığına empati (duygudaşlık) diyebileceğimiz; karşıt görüşteki iki insanın birbirlerini tamamen anlamaları, kendi bakış açılarını, bilgilerini, duygularını ve düşüncelerini karşıdakine tüm boyutlarıyla geçirebilmeleri ve böylece aralarındaki ve/veya insanlığın sorunlarını çözmeyi sağlayacak zihinsel yeteneğin geliştirilmesidir. Dünyada yaşayan mutantların (Marslı) dünyalılara sunduğu bu yetenek Juwain felsefesi olarak adlandırılır. İnsanların evrimleşme serüveninde bir diğer önemli nokta da cinayetin ortadan kalkmış olmasıdır. Dünyada yaşayan insanların yüzyıllar boyunca elde ettiği en önemli iki başarı bu iki gelişmedir.

City’de bahsi geçen diğer bir evrimleşmiş tür de Jüpiter’de yaşayan Loper’lardır. İnsanlar oradaki hayat olasılıklarını araştırmak için bu gezegene gönderilir ve geri dönmez, çünkü Loper olarak yaşamayı daha tatmin edici bulur.

Simak yazma sürecini 1975’te Tangent Magazine’e verdiği röportajında şöyle açıklar: “Her gün masama oturup yazmaya çalışıyorum. Eğer 15-20 dakikada hiçbir şey yazamamışsam vazgeçiyorum. Hiçbir zaman kendimi ‘günde şu kadar sayfa yazmalıyım’ diyerek zorlamıyorum. Eğer bunu yapıyorsanız iş yaratıcı bir süreç olmaktan çıkar ve bir göreve dönüşür.” Yazarken kitabın ilk bölümünde işleyeceği konuları detaylı biçimde planladığını, ikinci bölümü için çok sıkı bir tema planlaması yapmadığını anlatan yazar bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Yazdıkça olaylar ve karakterler kontrolü ele geçirir, yarısına geldiğinizde başlangıçta tasarladığınız hikâyeyi yazmadığınızı fark edersiniz. Bu noktaya geldiğinizde öykünün geri kalanı için oluşturulmuş temanın geçersiz olduğunu görürsünüz.”

Toplam sekiz öyküden oluşan City kitabı Simak’ın en popüler yapıtı olur ve 1953’te yazar ‘Uluslararası Bilimkurgu Fantezi Ödülü’nü kazanır.

John W.Campbell’in Astounding Stories dergisine katkıda bulunarak başladığı kariyerinde üç Hugo ve bir Nebula ödülü kazanır.  Clifford D. Simak ardında birçok roman, öykü ve deneme bırakarak 1988’de ölür.

————————

Notlar:

  • Simak ve eserleriyle ilgili ayrıntılı kaynakçaya Internet Speculative Fiction Database’den ulaşılabilir. [Link]
  • Youtube’da Simak’ın da parçası olduğu Bilimkurgunun Altın Çağı kabul edilen dönemin sanatçılarının çizimlerinin yer aldığı bu video da ilgi çekici. Beş bölümün birincisi burada. İlginç bir not; Simak bu ‘Altın Çağ’a inanmadığını Tangent Magazine’deki söyleşisinde dile getirmiştir.