Son yıllarda akademilerin modern sosyal bilimsel usullerle Türk Halk Bilimi’ne yönelişi ve günümüz sanatçılarının popüler taşra kültürünün derinliğindeki sanatsal birikime dair çalışmaları gerçekten sevindirici. Özellikle sanayi temelli kent kültürünün geleneksel argümanlara karşı dışlayıcı tavrı ve dışlamadığı esnalarda ise yaklaşımların rasyonellikten mahrum olması neticesinde eserin deforme olması modernleşme sürecinde geride bıraktığımız eserlerin kalitesini sorgulamamıza sebep oluyor.

Eğer geride bıraktıklarımızın kaşifleri konumundaki adamlar bulduklarını elitlere ve halka sunma konusunda bir zaaf gösterirlerse bu sorgunun sonucu negatif bakışların gölgelediği bir utanmışlığa dönüşüyor. Zaten yerli kültüre ait antropolojik karakterli belgesel çalışmalarının azlığı da göz önüne alınırsa Türk aydının bu tip çalışmalarda nitelik hataları yapma gibi bir lüksü yok. Bu açıdan uzun zamandır sergilenmesini beklediğimiz Nezih Ünen’in büyük projesi “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” gerçekten üzerinde özellikle durulması gereken bir proje.

Müzikle haşır neşir olanlar Ünen’in yakın geçmişte ne gibi kaliteli çalışmalar ortaya koyduğunu bilirler. Müzisyenlik tutku ve birikimini yapımcılık ve yönetmenlikle pekiştirmesi sonucu karşılaştığımız bu önemli projeyle resmi haritamızın çizgilerinden taşan bir egzotizmin bütün büyülerine kanacağız gibi görünüyor.

Sema dönen dervişlerden, Semah dönen Alevi Türkmenlere, Muş’ta dengbejlerden, Kırıkkaleli bozlaklara kadar Anadolu’nun her türlü zenginliğini bünyesinde toplayabilen “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’nda” yakınımızdaki uzaklara dair alışılmadık performanslara şahit olacağız.

Anadolu’nun kayıp şarkıları: websitesi + iksv.

[kml_flashembed movie="http://www.youtube.com/v/JCwabQkPbT0" width="425" height="350" wmode="transparent" /]