basamak“Hayatı yaşamak tabirinin abartıldığı, ellerimizin gerçekliğe bağlandığı ve ciğerlerimizin yalan dumanlarıyla doldurulduğu bir dünyada yaşıyoruz. Elde ettiğiyle yetinemeyen, elinde olanı bir köşeye koyarak yeni ufuklarda yeni ihtiraslar arayan insanlarız hepimiz. Günahlarımızın arasına ince sevaplar döşeyerek bir sonraki yargılanmamızın kim tarafından olacağını düşünüyoruz. Yaşıyoruz. Yaşamak zorunda olduğumuz için de değil aslında, daha güzel bir fırsatın hayalini kuramadığımız için.”

İnsan kendine bambaşka bir “yazgı” çizmeye kalkar ve bu yazgının taşıyıcısı olarak kendisini değil bir başkasını seçerse Tanrılaşabilir mi? Yoksa hepimiz kendini Tanrı sananların bizler için biçtiği yazgıyı mı yaşıyoruz? Bu soruyu sorma cesaretini gösteren herkes ya Tanrısını ya da kendisini öldürmeli mi? Başkaldırı bizler ve hepimiz için bir kurtuluş değil mi? Sonunda ölüm bile olsa “gerçeğin” peşinden gitmeyecek miyiz? Varoluşumuza dair bu yakıcı sorular etrafında dönen bir anlatı ile karşı karşıyayız. Yaşamak ama gerçeği bilerek yaşamak, bilmiyorsak “aramak.”

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page