Algı Kapıları // Ahmet Sarı, Barış Cihanoğlu, Başak Bugay, Cemal Gürsel Soyel, Erdinç Babat, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Nadide Acar Karaca, Nurdan İskender, Seyit Mehmet Buçukoğlu, Semih Zeki, Takayoshi Sakabe
Tarih: 13 Eylül – 13 Kasım 2012
Mekan: The Marmara Pera
Adres: Meşrutiyet Cad. Tepebaşı – Beyoğlu / İstanbul 34430
İletişim: Cep Sanat Galerisi
www.cepsanatgalerisi.com
E-posta: info@cepsanatgalerisi.com
Tel: +90 212 292 00 30

Bir takım yanılsamaların, kavramların içeriğini yuttuğu bir ortamda görsellik, kuşkusuz içi boş bir kavramdır. Gözlerimiz açıkken bazı şeyleri görebiliriz, peki ya kapalıyken gördüklerimiz? Van Gogh’un gördüğü iskemle ile kendi gördüğümüz arasındaki fark, algının olağanüstü gerçek bir sembolü müdür? Öte yandan kadın modellerine elmaya benzemelerini söyleyen Cezanne’in tam olarak aradığı, elbette Platon’un idealarından farklı bir şey değildi.

Duygular, duyular, içgörüler ve hayallerin özel olduğunu, bunların sembollerle ve ikincil ellerin aracılığı olmadan iletilemeyeceğini söyleyen Aldous Huxley, bu serginin ismine ilham veren ve serginin oluşmasına neden olan “Algi Kapıları” adli kitabında, gördüklerimizle algıladıklarımız arasındaki sınırlara değiniyor ve sözcükler seslendirilse bile, tam olarak hiçbir şeyi anlatmadıklarını, gönderme yaptıkları şeylerin, birbirini dışlayan deneyim dünyası olduğunu savunuyor. Buna göre, görsel, sezgisel veya müzikal bir deha olarak doğmamışsak, L. Da Vinci’yi ya da Beethoven’i tam olarak anlamamız olanaksızdır.

Diğer taraftan, sanat gerçekten de insanlığın anadili ise ve görevi (ille de görevi olması gerekiyorsa) J.Baudrillard’in söylediğinin aksine “dünyayı, bize verildiği sekliyle-anlaşılmaz-iade etmek” değil, tam tersi, onu son derece anlaşılır kılmaktır.
İşte tam da bu noktada bir araya gelen sanatçılar, kendilerine ait bir dil kullanıyor: Hiçbir abartıya gerek duyulmadan son derece anlaşılır ve okunabilir olmayı hedefleyen bir dildir bu. Kuskusuz sadece görme ile ilgilenilmiyor; bu yolla işitmek, konuşmak ve her türlü algının kapılarını da zorlamak amaçlanıyor.

Nesnel gerçeklik aleminde öznel bir deneyim yasayan sanatçılar bu deneyimi izleyiciyle de paylaşmak istiyor. Algi Kapıları ile birlikte varoluş da sorgulanıyor. Geriye yine de ve her zaman tek bir soru kalıyor: gerçeklik nedir?

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page