Kadıköy’de Müdahalenin Seyri
Kadıköy’ü seven çok sever, sevmeyen de hiç sevmez. Kadıköy’ü gerçekten sevenler Kadıköy’de uçmayan bir karga olduğunu bilirler. Çok az insanın ciddi anlamda en üst katından haberdar olduğu Karga adlı barın mevzu bahis katı bütün bar kimliğinden sıyrılmadan KargART adını almıştır. Hatta internet sitesinin sonundaki “.org” ekini de sonuna kadar haketmektedir.
KargART’ta bu aralar “Müdahalenin Seyri” adında bir oluşum var, sergi demeye dilim varmıyor zira fotoğraf, nesne, çizim, video ne isterseniz var. 3 şubata kadar sürecek olan bu oluşuma açılışta D2GG müdahele etti. 2002 yılında kurulan Daire 2: General Gramofon (D2GG), önceleri saksofonda Gökhan Deneç, elektrik gitarda Gökhan Goralı ve davulda Özgür Yücel’den oluşuyordu. Müzik tarzları ise John Coltrane-Surman-Zorn etkileşimli serbest doğaçlama tadındaydı. Pek çok “sokak” konserinin ardından 2004 yılında Alman endüstriyel grup Einstürzende Neubauten’in İstanbul Venue konserinin açılışını yaptılar. Zorunlu verilen bir aradan sonra 2006′da Özgür Yücel olmadan yollarına devam ettiler. Kendilerini tanımlayan bir cümleyi alıntılarsam şu anki halleri daha iyi anlaşılacaktır; “Kayıtlarında bulanık katmanlı sesler ile minimal doğaçlamalar yapan ikili, konserlerinde dinleyiciyi ortam sesleri ve kaydedilmiş ya da canlı icra edilen enstrümanlar ve piksel tabanlı bilgisayar grafikleri ile kullanıcı-dostu teknolojilerden oluşan bir dünyaya taşıyor.“

Gösterim programı
Açılışa müdahale eden D2GG’ye de malesef elektrik müdahale etti ve konserleri başlayalı daha 10-15 dakika olmuştu ki elektrik kesildi. Bütün Karga’nın elektriği gidince de elden pek bir şey gelmedi.
Neyseki bu mini konser öncesinde sergiyi gezmiştim. Ama elektriğin gideceği aklımın ucundan çalışmalarla ilgili çok fazla not almamıştım. Konser sonrası bir kalem ve bir ajandanın işimi görmesini umuyordum ki olmadı. Cidden elektrikler kesikti çalışamadım anlayacağınız. Yine de dilimin döndüğü kadar aklımda yer eden üç çalışmadan bahsedeceğim. (Viva la internet diyerek bir şeylere ulaşmaya çalıştım ama bu sergi ile ilgili neden bu kadar az açıklayıcı bilgi olduğunu da pek anladığım söylenemez.)
Birincisi merdivenlerden çıkarken hemen gözünüze ilişen Başar Coşkun’un “Ku Klux Klan”ı anımsatan beyaz berelerini maske misali yüzlerine çekmiş üç gencin fotoğrafıydı. Hrant Dink cinayeti sonrasında bir sembol haline gelen bu bereler ile ilgili cidden yaratıcı bir çalışma bence.
Sonrasında Dayan Ozan Özoğlu’nun “Cephe” adlı çalışması dikkatimi çekti. Alt alta dizilmiş fotoğraflar asılıydı duvarda. Üst üste pozlanmış bu fotoğrafların ironisi çok güzeldi. Zira bir fotoğraf makinası önce Kuzey Irak’ta bir cepheye gönderiliyor ve içeriden cephe fotoğraflanıyor. Daha sonra geri gelen fotoğraf makinası üst üste pozlanacak şekilde ayarlanıyor ve başka bir cepheye gönderilip karşıdan bakış açısı alınıyor. Bence gayet yalın bir araç ile süper bir anlatım.
Sonuncusunu anlatırken de kişisel çağrışımıma gideceğim izninizle. “Okurken Çizmek / Reading While Drawing” adlı çalışma Avusturyalı Isabel Becker’e aitti. Moda ya da tasarım dergilerindeki şeylerin yanındaki metinleri okuyarak ve görsel kısmını kapatarak, zihninde canlananları çizmişti. Benim aklıma direk Platon’un mağarası geldi.
Sonuç olarak yaratıcılıkları açısından bu üç fikir benim çok hoşuma gitti. Bunların dışında da aynı zamanda satışta olan Veronika Ban’ın resimleri de gayet dikkat çekici. 3 şubata kadar yolunuz Kadıköy’e düşerse sergiyi gezin derim, hem Karga’nın yeni halini de görmüş olursunuz.
Not: Bir sergi yazısında bu kadar bilinmezlik olmamalı ama mazur görün. Bütün suçu elektriklere attıktan sonra sanırım gönül rahatlığıyla kaçabilirim.

Müdahalenin Seyri -Kargart Sergi












Fikir belirtin