Banknotlarda Shin Saimdang’ın yüzü
Güney Kore’de 1504 - 1551 yılları arasında Shin Saimdang adında bir ressam ve
kaligraf kadın yaşadı. Bu kadın Yi I diye bir çocuk doğurdu ama halk daha çok
Yulkog olarak tanıdı bu çocuğu. Saimdang’ın en bilinen özelliği ise Konfüçyus alimi olmasıydı.
Oğlu Yi I, üç yaşında Çin alfabesini öğrendi ve yedi yaşına gelmeden Çince şiirler yazan bir çocuktu. Hatta yedi yaşını bitirirken klasik Konfüçyus öğretilerini de bitirmişti. 36 yaşında annesini kaybeden Yi I 1584′te öldü.
Shin Saimdang’ı günümüze taşıyan özelliği oğlundan ziyade kendisi. Güney Kore’de bir banknota Saimdag’ın yüzünü bastılar. 50 binlik banknotlar üzerine basılacak olacak bu yüz devletin bir internet sitesinde Kore’nin geçmişindeki en iyi anne seçilmiş olmasını bu olaya sebep gösterirken, merkez bankası ise cinsiyetler arası eşitliği ve kadınların sosyal hayata katılımını öne çıkarmak için böyle bir şey yaptıklarını söyledi. Kadın - erkek eşitliğinin gittikçe hassas bir zeminde kendine yer ettiği zamanlarda bu tarz söylemler tabi ki feministleri ayaklandırmaya yetti.
Feminist gruplar böyle bir kadının seçilmiş olmasının sadece seksist stereotipleri kuvvetlendireceğine inanıyor. Feminizm söyleminin engellenemez yükselişini yaşadığımız şu günlerde kadınları metalaştırmaktan mı bahsetmek yoksa vakti zamanında tarihe adını altın harflerle yazdırmış bir kadının her gün elden ele dolaşan banknotlara basılarak hafızalarda tazelenmesinden mi dem vurmak lazım?
Feminist gruplar böyle bir kadının seçilmiş olmasının sadece seksist stereotipleri kuvvetlendireceğine inanıyor.
İyi anne, iyi eş” imajından bıkmış olan kadınlar ve bu bağlamda Güney Koreli kadınlar, bu imajın onları engellediğini savunuyor. Aslında haksız değiller, “bir kadının sosyal hayattaki yeri mahrem olarak sınırlandırılmış evin duvarlarını aşmamalıdır” düşüncesi hem bizim ataerkil toplumumuzda çok yaygın hem bütün dünyada, her ne kadar kadınların desteklendiği her ortamda dile getirilse de. Fiziksel durumları yüzünden evin sınılarını aşmaması gereken kadınların bu “durumları” aslında o kadar da ağıza alınmayacak bir sır değil. Zira bazıları için bu durum doğa ananın bahşettiği bir mucize, dolayısıyla adını zikretmek yerine başka kelimelerle genellemek de benim açımdan garip geliyor. Bu “durumlar”, hamile kalmaları ya da anatomik olarak -hepsi değil- kırılgan olmaları. Bu durumda en başa dönüp bir daha düşünmek gerekirse eğer, Saimdang da bir kadındı ve o da hamile kaldı ama Çin’de çok önemli ve inanılmaz bir çocuk yetiştirdi. Başa dönerek düz mantık yapmaktan ziyade dillere pelesenk olmuş feminist söyleme vurgu yapma isteğim umarım gözünüzden kaçmamıştır.
Türkiye için düşünmek gerekirse yarın öbür gün acaba kimin yüzünü banknotlarda görürüz bilemiyorum.











Fikir belirtin