1981: Devletin Kupası

“Hadi kızım yandan yandan, biz korkmayız ondan bundan, biz korkmayız Jandarma’dan…”
Anonim
“Bıraktık işi gücü, haydi bastır Ankaragücü!”
Urfalı Babi


 

Ankara, sadece mülki idare için değil, futbol için de her zaman çok önemli bir kent oldu.  Ankara Demirspor Devlet Demiryolları’nın, Ankaragücü MKE’nin, Şekerspor ise şeker fabrikalarının takımıydı. Bunun dışında müessese takımı olmayan iki takımdan biri Hacettepe diğeri Gençlerbirliği’ydi. Ankara Demirspor, Şekerspor, belediyenin takımı Ankaraspor ve Hacettepe’nin durumları iç açıcı değil. Ankaragücü’nün de Gökçek ailesi ile yaşadığı travmalar sonrası bu yıl kümede kalma mücadelesi verdiği malum.

Kenan Evren, 1.Lig’de başkentin mutlaka bir takımla temsil edilmesi gerektiğini düşündüğünden o sırada 2.Lig’de mücadele eden Ankaragücü’nün bir üst lige çıkabilmesi için özel kanun çıkartır. Buna göre Türkiye Kupası’nı kazanan bir ekip hangi ligde olduğuna bakılmaksızın 1.Lig’e çıkartılacaktır. 1980-81 sezonunda Türkiye Kupası’nı kazanan Ankaragücü bu şekilde 1.Lig’e çıkmış olur.

Hemi Behmoaras ise, bağırmadan çok güzel işler yapan bir dostumuz. Kısa filmler çekiyor, Açık Radyo’da B Yüzü programının yapımcılarındandı, B Yüzü olarak ülkeye getirilmesi kolay olmayan müzisyenler için konserler düzenliyor, DJ ve aynı zamanda fotoğraf sanatçısı. Ankaragücü ve 12 Eylül hakkındaki kısa metraj belgeseli 8 Kasım tarihine kadar online yayınlanacak Hemi’ye, biz de belgesel hakkında kısa metraj sorular sorduk.


 

Futuristika: Fikir nereden çıktı? Çekimler ne kadar sürdü?
Hemi Behmoaras: Fikir üniversitede okuduğum bölümün Belgesel dersinde ortaya çıktı. Hocamız “Darbe” temalı bir dönem sonu ödevi istemişti. Ben açıkçası darbenin etkilerinin artık sadece fiziksel işkence ile bağdaştırılmasının etkili olmadığını düşünmekteyim. Bu yüzden de daha alternatif yollar denemek istedim.

Futbol her zaman için bir ilgi alanım olmuştu ve acaba bu konuda neler oldu o dönemde diye araştırmaya başladım. Önce daha lokal başladım işe (İstanbulluyum). Feriköyspor, Taksimspor derken vakit az olunca orda pek sonuç alamadım. Derken Ankaragücü olayı gözüme çarptı. Araştırdım ilgimi çekti. Facebook’tan şans eseri o sezon şampiyon olan takımın kaptanını da bulunca “Haydi gidiyoruz!” dedim ve belgesel böylece ortaya çıktı . Çekimden çok planlama ve kurgu süreci bizi yordu. Ankara’da üç günlük stad çekimleri, taraftar röportajları ve eski futbolcularla röportajdan sonra uzunca süre düşündük nasıl bağlarız görüntüleri diye. Masabaşından tam 24 saat kalkmayarak da kurguyu bitirdik!

Ankaragücü, 1960’lı yıllarda taraftarlarının emekçi oalrak nitelendiği, taraftar kültürünün sağlam olduğu bir kulüp. Belgeseli hazırlarken senin gözlemlerin ne oldu? Taraftar profilinin sadece Ankaragücü’nde değil genel olarak da lümpenleşmesi ve futbolun sadece orta-alt sınıfın ilgileneceği, oyundan çıkıp kar amaçlı bir spora dönmesi hakkında senin düşüncelerin nedir?

Açıkçası ben de kulübün geçmişine baktığımda sosyalist geçmişi çok ilgimi çekmişti. Ancak ülkemizde geçen yıllar içinde taraftar kültürünü ideolojik olarak koruyabilen bir takım bilmiyorum Adana Demirspor dışında. Aslında onları bu bakımdan çok takdir ediyorum. İleride de onlarla ilgili birşeyler yapabilirim belki. Belgeseli hazırlarken karşılaştığımız taraftarlar aslında bu konuyu çekmemizden dolayı baya hoşnuttular ama işte ideolojik bir durum yoktu ortada. Maalesef toplumda ilgi çeken her olayın değerlerini yavaşça yitirip, kapitalleştiği bir dünyada yaşıyoruz.Örneğin şu an özgür mecra olarak görülen internete bile acaba ileride nasıl kısıtlamalar gelecek ya da nasıl korkunç paralar çıkacak altından telaşlanmıyor değilim.

İlginç bir tesadüf, belgesel girişinde Bastır Ankaragücü türküsünü kullandığın Urfalı Babi Fenerbahçeli. Fenerbahçe için de türkü yazmış. Her iki takım da sarı lacivert. Belgeselin dilinde, bize göre, Ankaragücü’nün darbe komutanı isteğiyle lige çıkarılmış olmasının olumsuz yönünden çok, zamanın şartlarında “oldurulmuş” bir durumu yansıtıyor gibi. Bu seçimin nedeni nedir?

Bu tip konulara cevap vermeyi pek sevmesem de kısaca şöyle diyebilirim. Biz bu belgeselde kendi yorumlarımızı sadece detaylarda belirtmeye çalıştık. Bunun dışında belgesel genel yapısı itibari ile ekipten çok belgeselin içinde yer alan üç karakterin görüşünü aktarıyor. Onlar da bu başarıyı    bir hak olarak görüyor. Ancak aslında en anlamlı lafı belgeselin sonunda Yusuf Sürmeli söylüyor. Bununla beraber Ankaragücü’nün o yılki başarısı gerçekten olağanüstü. Trabzonspor’u gerçek anlamıyla “Karadeniz Fırtınası” olduğu zaman elemek, Beşiktaş’a , 2.lig takımı iken üç gol atmak hiç kolay bir şey değil. Üstelik o zamanlar da kupa almak için 14-15 maç yapmak gerekiyor. Yani bu adamlar bir nevi şu anın Fenerbahçe’si, Galatasaray’ı kadar maç yapıyorlar 1. O kadar maça o kadar başarı üzerine lig yükseltme kararını federasyon verse aslında çok şaşırtıcı olmaz idi. Ancak bu kararı devletin vermesi tabii işi ilginç kılıyor.

 1981: Devletin Kupası

  • Yönetmen: Hemi Behmoaras
  • Sinematografi: Çağdaş Yıldırım & Yiğit Tanel Kaçar
  • Prodüksiyon: Alican Muhittin Dilege
  • Çekimler: Ankara – Mayıs 2011

1981: Devletin Kupası, 8 Kasım’a kadar online yayımlanacaktır.

http://hemibehmoaras.com

  1. Futuristika notu: Bahsi geçen dönemde Ankaragücü “Kupa beyi” olarak niteleniyordu.
Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page